top of page

Ertelemek De Bir Tepkidir

15 Eyl
2 dakikada okunur


Masaya oturursun, önünde yapman gereken iş durur ve sen kalkıp mutfağa gidersin. Bir bardak su, sonra telefon, sonra "önce şu maili bir gözden geçireyim" diye başlayan küçük bir oyalanma zinciri. İş bitince kendine kızarsın: "Neden bu kadar tembelim?" Oysa büyük ihtimalle mesele tembellik değil.


Erteleme, göründüğünden çok daha karmaşık bir tepki; çoğu zaman disiplin eksikliği değil, belirsizlik karşısında devreye giren bir kaçınma stratejisidir.


Psikolojide erteleme davranışı üzerine yapılan çalışmalar, bu eylemin zaman yönetimiyle değil, duygu yönetimiyle ilgili olduğunu gösteriyor.


Bir işi ertelediğimizde aslında o işten değil, o işin bizde uyandırdığı duygudan kaçıyoruzdur:

Başarısız olma korkusu, yeterince iyi yapamama endişesi, sonucun ne olacağını bilememenin verdiği huzursuzluk…


Belirsizlik, beynimiz için doğası gereği tehdit sinyali taşır. Net olmayan bir görev, net olmayan bir sonuç, net olmayan bir beklenti karşısında zihin, en eski savunma mekanizmalarından birine başvurur: geçici olarak uzaklaşmak.


Erteleme, tam da bu uzaklaşmanın günlük hayattaki en sık rastlanan biçimidir.Eylül gibi geçiş dönemleri bu mekanizmayı özellikle görünür kılar.


Yeni bir iş, yeni bir sınıf, yeni bir proje; hepsi bilinmeyenle doludur. Daha önce hiç yapmadığın bir şeye başlarken elindeki tek referans, geçmişteki benzer deneyimlerin ve şimdi neyle karşılaşacağını tam kestiremeyişin.


Bu yüzden "toparlanma zamanı" olarak görülen eylül, aslında birçok insan için kaçınmanın da en yoğun yaşandığı aylardan biri olur.


E-postayı açmayı erteleriz, planı yazmayı erteleriz, ilk adımı atmayı erteleriz. Bunun nedeni tembellik değil, o ilk adımın taşıdığı belirsizlik yüküdür.


Bunu bir zayıflık değil bir bilgi olarak görmek işe yarar. Eğer erteleme belirsizlikten kaçınmaksa, çözüm daha fazla irade göstermek değil, belirsizliği azaltmaktır.


Önceki yazımda da belirttiğim noktayı yeniden vurgulamak istiyorum.


Büyük ve muğlak bir görevi ("yeni projeye başla") küçük ve somut adımlara bölmek ("ilk paragrafı yaz", "tek bir kişiye mail at") belirsizliği önemli ölçüde düşürür. Çünkü küçültülmüş bir adımın sonucu, zihnin daha rahat tahmin edebileceği bir sonuçtur; korku azalır, kaçınma ihtiyacı da onunla birlikte azalır.


Belki de kendimize sorulması gereken doğru soru "Neden bu kadar erteliyorum?" değil, "Bu işte beni asıl tedirgin eden ne?" olmalı.


Cevap çoğu zaman işin zorluğunda değil, sonucunun ne olacağını bilmemekte saklıdır.


Erteleme, o bilinmezliğe karşı bedenin verdiği son derece insani bir tepkidir. Onu susturmaya çalışmak yerine dinlemek, belki de yeni bir döneme başlamanın en nazik yoludur.

  • LinkedIn
  • Instagram

© 2026 Aslı Güngörer, Uzm. Psikolojik Danışman. Tüm hakları saklıdır.

bottom of page